Ferhat göçer tümü

28 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori sarkı sözleri

Ferhat Göçer Ah Yıllar

Ah yıllar dopdulu acı tatlı

Üstüme altın tozları serpti
Herşeyi tarttı terazi
Gözlerim ıslanıp ıslanıverdi…

Hem doluya koydum hem boşa koydum
Kah oldum kah uçarı kah toydum
Yol beni ben yolu yordum
Tanıdım düşmanı dostu fenamı…

Gördü gözüm dünya gözüyle aşkını
Tattı dilim baldan bibere daha ne
Süzdüm damla damla hayatı
Ben daha ne isterim daha ne…

Şimdi tam tadını çıkarma zamanı
Aslı pek okur gibi inceldiği sabır
Demlene demlene tam kıvamı
Başladı ömrümüzün iştihamı


Nis 03
Ferhat Göçer Üzüm
Herkezin var bir hikayesi gidenleri var kalanları
Var hiç bitmeyen şikayetleri sevenleri var
Yananları var seni ilk gördüğüm o ilk günden beri
Adına aşk deyip bağlandım bu mutluluğu
Paylaşmaya acıları unutalım sana ait

Bütün senindir özüm kimseyi görmüyor
İnanki gözüm asla vazgeçmedim yemin
Ederim arkasındayım hala verdiğim sözün
Aklıma gelince o güzel yüzün her yanımı
Kaplıyor tatlı bir hüzün aynı rüzgara vurgun
İki yelken aynı salkımda iki ayrı üzüm


Nis 03
Ferhat Göçer Bunları Boşver
Çıktım geldim de ne dersen
Tek görüşte affedersen
Şayet sende hoş görürsen
Aşkın ismi bende belli

Çokta sevdim söylesem mi
Yoksa senden beklesem mi
Başka kalbe girmesem mi
Aklın kalır bende belki

Bunları boşver yüzünü göster
Kaldığı yerde aynı hevesler
Sözümü dinle böylelikle
Gel bu duygunun gücünü göster

Herşeyi boşver duruyor hisler
Dönebilirde terk edenler
Bak inanmıyor kimse bana
Gelde herkese gününü göster

Anladımki senle başka
Aynı şevkle aynı haza
İlk gün gibi bir telaşla
Aldığın hep aynı zevkti…

Yokmu sözde bir teselli
Gitmedinki sen temelli
Gözlerinden başka rengi
Asla kabul etmedim ki


Nis 03
Ferhat Göçer Biz Bu Değiliz
Neden? değiştik biz böyle
Kime,neye yaradı bu öfke
Zaman,nasılda hızlı akıyor
Sokul,yanıma durma öyle
Eğilmeden bükülmeden
Yol alamaz Aşk asla
Gel sevabı günahıyla
Siyahı beyazıyla
Aşka sahip çıkalım biz bu değiliz
Sen bilirsin beni bilirsin beni
Kendimden çok seni severken
Nasıl gidelim biz bu değiliz

Nis 03
Ferhat Göçer Kalp Kırılsada Sever
»
Bir günden benden şikayet etttiğin
ne varsa özleyeceksin
Unuttuğun yalanlara benzemeyecek
hep yanında götüreceksin
Kalbimi kırdın tebessüm ettin birşey demedim
Kalbim senindir sen kendi parçanı yok ettin

Dalı kurusada ağaç yağmura nasıl küser
Saatin dursa bir an zaman onu nasıl bekler
Alı koymus tebessüm aşığına bir zalim
Yıkılır dökülür aman kalp kırılsada sever

Hazineler harabelerde olur
Yaz bunu baştan
Yıkılmışım dükülmüşüm
Perişanım ama aşktan

Dalı kurusada ağaç yağmura nasıl küser
Saatin dursa bir an zaman onu nasıl bekler
Alı koymus tebessüm
Aşığına bir zamana yıkılır dökülür
Kalp kırılsada sever…

ASLI güngör /kutsii ful sözler

28 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori sarkı sözleri

Facebook |FACE SOHBET|Facebook|Mynet|Mynet Sohbet|Busesohbet|sohbet,Chat, Sohbet, Eglence, Haber, Video, Muhabbet,chat.cet,damar sözler,radyo dinle,istek yap,kelebek sohbet.kelebek okey oyna,güzel sözler,vizyondakiler,bedava film izle,dizi izle,nisan şiirleri,atasözleri,avatar oyunları,bagkur hizmet dökümü,ben 10 oyunları,canlı maç izle,key ödemeleri,kurtlar vadisi pusu son bölüm,korku filmi izle,vizyonfilmleri full bedava izle,dizi izle,Full

Ben Yaklaştım, Sen Uzaklaştın
Yine De Ortak Bir Duyguyu Paylaştık
Emsalsiz Bir Hüznü Davet Ettin Evimize
Giderek Daha Fazla İşledi İçimize

Ben Yaklaştım, Sen Uzaklaştın
Yine De Ortak Bir Duyguyu Paylaştık
Emsalsiz Bir Hüznü Davet Ettin Evimize
Giderek Daha Fazla İşledi İçimize

Farkındayım Artık Sessizliğin Sonsuz…
Zaten Tekrar Dönsen De Gönlün Ruhsuz
Farkındayım Tadım Kalmadı Benim De, Aman !
Zaten Tekrar Dönsem Dostlara Bile Anlatamam…..
Oooo…

Neden Aşkta Herkes Mutlu Değil
Ne Yazık Ki Buna Ben De Dahil
Neden Aşkta Herkes Şanslı Değil
Ve Yazık Ki Buna Ben De Dahil

Farkındayım Tadım Kalmadı Benim De, Aman !
Zaten Tekrar Dönsem Dostlara Bile Anlatamam…..
Oooo…

Neden Aşkta Herkes Mutlu Değil
Ne Yazık Ki Buna Ben De Dahil
Neden Aşkta Herkes Şanslı Değil
Ve Yazık Ki Buna Ben De Dahil

Neden, Neden, Neden Neden !
Neden Aşkta Herkes Şanslı Değil
Ve Yazık Ki Buna Ben De Dahil
Ve Yazık Ki Buna Ben De Dahil..

Söz: Burcu Güngör Müzik: Aslı Güngör

Kutsi – Bambaşka

Bana kalan bir yerde sensiz düşlerim nerde
Konuşlan her şey boş
herkes farklı dillerde
biliyorsun zor anlarda kaçtığım o yer var ya
yine çıktım aynı yola
sen de gel biraz sonra
Niye küsersin sen aşka
çok zor kalbin attıkça
her acıya dayanırdım da
bana inan bu bambaşka

belki bir gün bir yerde karşı karşıya hem de
yüzüme dokun ne hoş forumdas.net
ilk günkü sevinçlerlebiliyorsun
zor anlarda kaçtığım o yer var ya
yine çıktım aynı yola
sen de gel biraz sonra
Niye küsersin sen aşka
çok zor kalbin attıkça
her acıya dayanırdım da
bana inan bu bambaşka

Kutsi – Kiracı
Hayatında bana bir yer varsa çoktan vazgeçtim
Ama bir gün kapıma gelirsin
İnan doğruyu seçtim
Ne kadar da kolaymış oysa
Bana sen yol gösterdin
Acısıyla tatlısıyla bir rüyadan uyanıverdim
Yokmuş ya senin kimselere ihtiyacın
Ben olsaydım keşke kalbinde son kiracın
Bu dünyada benim de var dikili ağacım
Bil ki annem bir tek duacım

Kutsi – 20li Yaşlar

Sadece bilmeni istedim ki
sen 20li yaşlarımdaki en güzel şeydin
ve hala benimsin
Sadece bilmeni istedim ki
sen 20li yaşlarımdaki en güzel şeydin
ve hala benimsin
Bugün 30uma giriyorum canım
20li yaşlarımın son sabahındayım
ellerim telefona gitmiyor canım
30 yaşımın sabahındayım
Yüzümde sensizliğin acısı
içimde yorgun yıllar sancısı
gözümde ayrılığın yaşları
söyle bana biz neden ayrıldık
Sadece bilmeni istedim ki
sen 20li yaşlarımdaki en güzel şeydin
bugün 30uma giriyorum
20li yaşımın [...]

Demet Akalın – Pasta
Üflediğim anda söneceksin
Beni sadece rüyanda göreceksin!
Emin ol en mutlu günümde
En arka sıradan izleyeceksin
Bu bebeğe hikaye anlatılır mı ?
Öyle kolay kolay atlatılır mı ?
Göz göre göre aldatılır mı ?
Olmaz e tabi ki olmaz .
Senin de bunda epey bir emeğin var unutmayalım ,
Bu bebeğe hikaye anlatılır mı ?
Ortada birçok gerçek var .
Hepsi de belgeli kaçamaklar
Bir ara yollarım [...]

Ege Çubukçu – Son Bir Şans

Ol bir şans, ver bir şans, her bir şans; sensin bir şans!
Kendine gel
Kendini sev
Kendin için
Kendine ver
Son bir şans
Sabahın ilk ışığı da yandı, geldi de çattı mı ayrılık vakti?
Zor olmadan anlamı yokmuş gibi gelsede var her bir derdin;
Dermanı sensin üstüne gelir gibi olsa da,
Yıkılabilir her duvar üstünde sen durdukça
Açılabilir her kapı anahtar sen oldukça
Kaçılabilir her dertten [...]

www.dreamsohbet.net /wwwbusesohbet.com/www.facesohbet.org/

Seri katil zanlısı Bodrum’da yakalandı

28 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler


Seri katil zanlısı Bodrum’da yakalandı
28 Nisan 2010 Çarşamba 07:55İki gündür İzmir’i ayağa kaldıran üç cinayet ile ilgili sürpriz gelişme yaşandı. Polis 1 kişiyi cinayetlerin zanlısı olarak gözaltına aldı. üç gün üst üste 3 kişinin tabancayla kafalarından vurularak öldürülmesi olayıyla ilgili olarak bir kişinin Muğla’nın Bodrum ilçesinde gözaltına alındığı öğrenildi.
Cinayetlerle ilgili geniş çaplı soruşturma yürüten Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekipleri, Balçova’da öldürülen bankacı Esra Yaşar’ın (27), Ekonomi Üniversitesi öğrencisi Ayşe Selen Ayla’nın (22) ve Konak’ta öldürülen travesti Mustafa A.’nın katil zanlısı olduğu ileri sürülen bir kişiyi Bodrum’da gözaltına aldı.

Zanlının kimliği konusunda henüz bir açıklama yapılmadı . Zanlının, sorgulanmak üzere İzmir’e getirileceği belirtildi.

Aileler dikkat! Tacizler artacak!

27 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler


Türkiye anayasa tartışmalarına düğümlenirken önce Siirt ardından Manisa’dan haberlerle neye uğradığını şaşırdı.  Kanal D habere konuşan Psikolog Serap Duygulu’dan alarm sözler geldi: Çocuk tecavüzleri artacak….

Pornografinin bu kadar kolaylıkla hayatımıza girebildiği bir dünyada taciz ve tecavüz vakalarının tırmanacağına dikkat çeken Duygulu şöyle konuşuyor:  Cinsel eğitim çok küçük yaşlarda, önce ailelerden başlamalı. Çocuğa mahremiyet duygusunu aşılamak çok önemli. 

AİLELER NE YAPMALI?

Ailelerin çocuklara yabancı kişilerle ilgili olarak “Bizden başka dokunursa haber ver” şeklinde telkinde bulunması gerektiğini söyleyen Dr. Duygulu çocukları tacize uğrayan ailelere şunları önerdi:

Aile olarak çocuk olarak çok ciddi bir tramvatik hal almadan önce çocuğunuzu karşınıza alarak  ”Bu senden kaynaklanmadı. Bu senin başına geldi ama burada kalmalı” demelisiniz..

Zirve 2 takıma kaldı

26 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler

Turkcell Süper Lig’in 31. haftasının tamamlanmasına 1 maç kala, şampiyonluk yarışında Bursaspor’un puan kaybetmesiyle liderlik el değiştirirken bitime üç hafta kala gol krallığı ve puan durumu şöyle oluştu:
Turkcell Süper Lig’de deplasmanda Galatasaray ile golsüz berabere kalan Bursaspor, liderliği Fenerbahçe’ye bıraktı.

Bursaspor’u ağırlayan sarı-kırmızılılar, kaçırdığı 2 puanla şampiyonluk yarışında büyük yara alırken, 67 puanlı lider Fenerbahçe’nin 6 puan gerisinde kalarak, Şampiyonlar Ligi şansını da zora soktu.

Ali Sami Yen’de golsüz eşitlikle biten karşılaşmada, her iki takım da gol pozisyonlarını değerlendiremedi. İki takım da karşılaşmadan 1′er puanla ayrılırken, Bursaspor, Kasımpaşa’yı 1-0 yenen Fenerbahçe’nin bir puan gerisinde kaldı.

Mecidiyeköy’deki maçta, Galatasaraylı Neill, 73. dakikada, Bursasporlu Zapotocny de 74. dakikada gördüğü kırmızı kartla oyun dışında kaldı.

Fenerbahçe ise 76. dakikada Bekir’in golüyle Kasımpaşa’yı deplasmanda 1-0 mağlup etti ve 67 puanla liderlik koltuğuna oturdu.

Sahasında Büyükşehir Belediyespor’a 3-2 mağlup olan Gaziantepspor’un yanı sıra Gençlerbirliği ve Kayserispor da haftayı mağlubiyetle kapatan diğer takımlar oldu. Denizlispor-Ankaragücü karşılaşmasından gol çıkmazken, Beşiktaş sahasında sivasspor ile 2-2 berabere kaldı.

Bu sonuçların ardından ligin bitimine 3 hafta kala, Denizlispor’un ligden düşmesi kesinleşti. Ligde Denizlispor ile sivasspor arasındaki maçlarda sivasspor‘un üstünlüğü bulunuyor. Ligi sivasspor, Diyarbakırspor ve Denizlispor’un aynı puanla bitirmesi halinde, üçlü averajda sivasspor avantajlı durumda bulunuyor.

Turkcell Süper Lig’de 31. haftanın son maçında yarın Eskişehirspor ile Trabzonspor karşı karşıya gelecek.

-GOL KRALLIĞI-

Gol krallığında Kayserisporlu Makukula, 20 golle ilk sıradaki yerini korudu. Bu futbolcuyu, 13 golle Gaziantepsporlu Souza, 12 golle Beşiktaşlı Bobo, 11 Golle Trabzonsporlu Umut Bulut ve 10′ar golle Fenerbahçeli Alex, Galatasaraylı Baros ve Gençlerbirliği’nden Mustafa Pektemek izledi.

Turkcell Süper Lig’de, 31. hafta maç sonuçları, gelecek haftanın programı ve puan durumu şöyle:

-SONUÇLAR-

Gençlerbirliği-Antalyaspor: 0-2

Denizlispor-Ankaragücü: 0-0

Kayserispor-Manisaspor: 1-2

Beşiktaş-sivasspor: 2-2

Kasımpaşa-Fenerbahçe: 0-1

Gaziantepspor-B.Belediyespor: 2-3

Galatasaray-Bursaspor: 0-0

-PUAN DURUMU-

-GELECEK HAFTANIN PROGRAMI-

Antalyaspor-Gaziantepspor, sivasspor-Kasımpaşa, Bursaspor-Kayserispor, Denizlispor-Gençlerbirliği, Fenerbahçe-Eskişehirspor, Diyarbakırspor-Beşiktaş, İstanbul Büyükşehir Belediyespor-Galatasaray, Ankaragücü-Trabzonspor.

Sohbete Giriş

25 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Genel

sohbete giriş için tıkla

etkileyici damar sozler msn nickLeri

25 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Genel, damar sozler

yeRi geLiR  BağrımıZa “taş” basarıZ , yeRi GeLiR aLayInIZı TeK iPLe aSaRIZ 

.-.-.-.Bir p*Çin yeDeqi oLacagına qeL bu Serserinin Bitanesi oL …!.-.-.-.

KırıLmış Bir Cam parçası gibiyim üzerime basanın Canını yakmak zorundayım..
<!–[if !supportLineBreakNewLine]–>
<!–[endif]–>

*_aL götüR gözya$Larımı Cenabet gönLün yıkanSın..!

kİmSeYi BaSiT GöRmüYoRuM… SaDeCe MüKeMmeLiYeTiMin FaRkInDaYıM…=)


dαмαЯdαи qiЯєЯ †Яißє sokαЯıм ЧoĿ αĿıЯ qiidєЯ kЯizє sokαЯıм !!        ….[ ? ]…

ßana taßut ßiçeceğinize Yerinde durmayan G*tünüze SandaLye ßiçin

BaNa şeKİL yaPMaNıZa geReK yoK YuVaRLak oLDUGunUZ aNLaŞıLıo =)

ÇoGUnUZ  BEYAZ PEYNİR  gibiydi zATeN , GöRMeYeLi TaM  KAŞAR oLmuş… =)


Sizi Takmak mı ? Ahaha Düşüncє Kirliliğisiniz,Alaylı Gülüşlєrimin Nєdєnisiniz !! (:
 

HePiniZ ALkoL GiBisİniZ siZİnLe KAfa BuLuyoRUm =)

BİRİNİZ TEMSİL EDER ÇOgunuZu. TEPELERDEN İZLER GÖZÜM oR*SpULuguNuZu

KırıŁdıysα Bu KαŁp 1 Kєrєє Kıcını Yırtsαn NαfiŁє ! ,) єŁŁєr kαçmış sєnin GözŁєrinє bu sєfєr “bαnα” müSαdє !


GüLDüRMEYİN beNİ ; Sizde Ki gideR ..YanLız benim hoşuMa qideR

BuDa aLeMe SoN MsJ’m isTeR DikkAtE İSTeR aSKIYA aLın ; RüYa BiLe GöRüRSeNiZ aRTık BeNSiz DaLıN
 


*bêdduâ bilê êtmiyorum saNa çüηkü isâbêt êtmêz o iki yüzlü surâtıηâ !

Sizi mutLu etmek iÇin kıLımı kıpırdatmadığımdan mı ßeni üzmek iÇin k*Çınızı yıRtıyoSunuz!?
 


ParayLa Adam oLmadık heR paRası oLanıda Adam yeriNe koyMadık BuNDaNDıR JAnJAnsIZ GöRüNTüMüZ (!)

aLemin ayarı miLLetin kanı ßozuLmuS


‘ Egolarınız = $eytanın ta kendisi. ,Neyi Tatmin ettiginize siz karar verin. ‘


BaZıLaRınIz neYİn PeŞİnDe BİLmİYORuM Ama UNuTmaYIn PeŞiNDe oLDuGuNuZ ŞEyiN heR güN yaNıNDaYım

Çok duydum seninLe öLüRüM DiYenİ amA hiç göRmEdiM BEnimLe ÖLüMe geLeNİ


Beni Örnek Al Sözlerimi Asla, Hareketlerimi Örnek Al fakat Yapma Sonra Kramp Girer Orana Burana!!!!!!


VéRMeM CeVaP aRTık SaNa éski rüzgarLarın sözü qéçméz Térk éTTikLéri dagLara…

• IµzakLIk Dediğin Nedirki SevgiLi…Bizde TanrIyI Görmeden Sevmedik mi .. • º


 iSmini kaqıda yazamıyorum . Gün gelir yerlere atılır diye , Ellerim tutmuyor çizemiyorum resmini görenler tutulur diye . . . ‘

EtMe ÇoLuK çOcUkLa MuHabbET kOy g*tÜne vEr eLiNe GoFrET..


Ben Bir ÖLüme Gülerim.. Bir Gülüme Ölürüm ..

‘Ben boyLe kahroLurken. Sen oraLi biLe değiLsin . Bu ”ASK” bizim değiLmi ? Sen NasiL SevgiLisin <!–[if !vml]–> 

‘ Bir ruyaydin , gozlerim acikken gordugum ‘ BiR acıyDIN tüm mutLULUKLaRa aRkaSınDan öLDüGÜm


B€n s€nı kyb€d€rsm 2 puaNıM GiDeR s€n b€ni KayB€DeRs€N OyuN BiT€r


Giden , saNa yoL yakıSır KaLaN , SeNDe FazLa DuRma asvaLt yapışıR xD ! <!–[endif]–>

aLdıqım NefesTeN soRuyoRum Da SeNi verDiqim NefesTe ßuLamıoRum..iKi nefes aRası ne KaDarLıksıN işTe oNu ßiLemiorum…!


ßen YokmuŞum Gißi DavRanıRSan Hiç OLmamıŞsın Gißi DavRanıRm..KıvRanıRsn ,)


BiLiyorum Sén béni unuTTun.. biLméni isTérim saHip oLduum téK uMuttuNn.


КιЯмΙzΙ NσКтΑLΙ ŞєНιЯ..ιЅтΑηßυL! нΑηgi αЯα тЄмΙzLєУє¢єКѕΙη ѕoкΑкLαЯıΗ∂Αη ѕΑнТє LeyLaLaRıN ßα¢αК ΑяΑℓΑяIηI


‘$özLeRimi HazMeDemeYeNLeR HePiNiZe BeNDen  aCTiVİa ‘ xD

‘bir ömür sürecekken hayallerim bir geceye sığdırdın tüm hüsranımı..’

 
‘ Parayı Lidya’ LıLaR BuLDu, kaFayI BuLmaKTa BİZe naSiPmİŞ  ‘ =)

 KENDİNİ BUGÜNE KAPTIRANLAR KENDİNE KURŞUN SALLAYANLARDIR…

 ÇaRpaNLaRI biLe AyıRmISLar SeVEnLeR NE yaPsIN =)

 ÇoKTaN SeÇmeLi HaYaTImDa DöNeM öDeVi KaDaR DeGeRiNiZ yoK. . !

 BiziM KöyDe eBe yokTu BiZ FıRLaMa DoGMuşuZ  =)

SeÇDiĞiN YoLDa öLüM oLSa BiLe SeLaM VeRiP GeÇeCeKSiN!!!

DiyeLimki sevGiLiLer GökTeN zenbiLLe indiler “uLan” çaresiz aşklar yerdenmi çıktı??

 Sen yine olduğun gibi kal Benim için sakın değişme Giderim bugün ha yarın Hareket vakti gelince

 ßugüи ãğℓãя уãяıи §u§ãяıм gözüм∂єкi нєя ∂ãмℓã уã$ıи нє§ãßıиı güи gєℓiя §σяãяıм

 iyiLik BeKLeMeyiN bu ArALaR ; Almayın beni karşınıza KAN karışmasın gözyaşınıza

 bir masal yazdın sonra oynadın şimdi kendi oyununun içinde acı çekiyosun ben yokum O acı sana helaldir!..

 BEN DİİL GİDEN ÜZÜLÜR HaYaTıMDaN ; Biz Hiç BiR GeMiyi kaçıRmaDık. OnLaR ekSİK GiTTiLeR.

 øЧŁé sıķı sáяıŁmı$Łáя ķi ķáŁpŁéяi ķıяıŁmı$.. ķıяıķŁáя яцђŁaяıηá ßátmı$… $ánsŁıЧmış, ßá$ķá ßiЧéяédé ßátáߣiяdЧ ηéySé.. (,

Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan İle Rahibin Macerası

25 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Siir

 

Fakir Bir Şimal Kilisesinde Şeytan İle Rahibin Macerasıİlkönce yağmurla
sonra birdenbire açan güneşle başlamıştı sabah.
Henüz ıslaktı asfaltın solundaki tarla.
Harp esirleri çoktan iş başındaydılar.
Topraktan nefret duyarak
                                     – halbuki köylüydü birçoğu -
                                              tıraşlı ve korkak
                                                            çapalıyorlardı patatesleri.
Suluboya, solgun resimleri hatırlatıyordu insana
                                                  köy kilisesinden gelen çan sesleri.Pazardı.
Kilisede erkeklerin hepsi ihtiyardı
                                            kadınların değil,
içlerinde büyük memeli kızlar,
                           ve sarı saçlarına ak düşmemiş anneler vardı.
Maviydi gözleri.
Başları önde,
kalın, kırmızı ve harap parmaklarına bakıyorlardı.
Terliydiler.
Haşlanmış lahanayla günlük kokuyordu.
Kürsüde muhterem peder
                                   “beyannameyi” okuyordu,
                                                  - gözlerini gizleyerek -.
Renkliydi pencere camlarından biri.
Bu camdan içeri giren güneş
                             duruyordu genç bir kadının bembeyaz ensesinde
                                                              eski bir kan lekesi gibi.
Ve hiçbir zaman
               doğurmamış olan
göğüssüz ve kalçasız bir Meryem’in kucağında bir çocuk :
                                     başı öyle büyük
                                     o kadar inceydi ki kıvrılmış bacakları
                                                      hazin ve korkunçtu.
Önlerinde kandil yanıyordu
                                            eski
                                                   sert
                                                          ve boyalı tahtayı aydınlatıp…İki adam boyundaydı tahta heykel.
Şeytan saklanmıştı arkasına
                                    - kaşları çekik, sakalı sivri,
                                         Mefistofeles olması muhtemel,–
ve âlim bir tebessümle
                                   dinliyordu muhterem pederi.
“- Avrupa’nın bekası,
                                    (okuyordu beyannameyi muhterem peder)
       Avrupa’nın bekası için harbediyoruz.”

Dinliyordu Şeytan
                              sivri sakalında keder
ve âsi ve selîm aklına
dayanılmaz bir ağrı vermekteydi yalan.

Okuyordu rahip :
” Avrupa milletleri el ele verip
                                                harbediyoruz,
      ve mutlak imha edeceğiz
                                            medeniyet için tahripçi bir unsuru.”

Şeytan bir parça yana itti Meryem’in heykelini
ve havada sihirle efsun alâmetleri daireler çevirip
                                                  kaldırdı elini
                                                                  rahibe doğru
                                              - etsizdi, uzundu bu el,
                                                   hakikat gibi, kemikli ve kuru -.

Ve ne olduysa o anda oldu işte.
Renkli camın altındaki kadın
          çırılçıplak göründü kıpkırmızı güneşte.
Memeleri ağırdı
ve sarı ipek gibi parlıyordu karnının altında tüyler.
Düşürdü kâadı muhterem peder
                                        ve Şeytan’ın iğvasıyla hakikati bağırdı :
“- Karşı koymak günü geldi en büyük tehlikeye.
       Harbediyoruz,
       fuhşun bekası için,
       kerhane kapıları kapanmasın diye.
       Ve sen orda, arkada
       içinde beyaz entarisinin
       bir erkek çocuğu gibi duran,
       sen orospu olacaksın kızım.
       Sana firengi ve belsoğukluğu verecekler
                                                büyük şehirlerimizden birinde.
       Baban dönmeyecek
       Yatıyor şimdi yüzükoyun
                                      çok uzak bir toprağın üzerinde.
       Şimdi kan içindedir
                                   etli, kalın kulaklar
                                   ve ince kollarının dolandığı boyun.
       Yattığı yerde yalnız değil.
       Hareketsiz duran tanklarla, terk edilmiş toplar sahada.”

Kendi sesinden ürkerek
                             sustu rahip.
Orda, arkada, beyazlı kız ağlıyordu.
Kadife ceketli bir erkek
                           – ihtiyar orman bekçisi civar çiftliğin -
                                bir şeyler söylemek istedi.
Sivri sakalını kaşıdı Şeytan,
                                 rahibe : “Devam et,” – dedi.
Ve muhterem peder
                          başladı tekrar konuşmaya :
“- Harbediyoruz :
       pazar ve mal nizamının bekası için.
       Kömür, lâstik ve kereste,
       ve kendi değerinden fazla yaratan iş kuvveti
                                                                       satılmalıdır.
       Patiska, benzin
                          buğday, patates, domuz eti
       ve taze gümrah bir sesin içindeki cennet
                                                                    satılmalıdır.
       Güneşli bahçesi ve resimli kitapları çocukluğun
                                               ve ihtiyarlığın emniyeti
                                                                       satılmalıdır.
       Şan, şeref ve saadet,
       ve
       kuru kahve
       topyekun pazar malı olup
                            tartılıp, ölçülüp, biçilip satılmalıdır.
       Harbediyoruz :
       harbi bitirdiğimiz zaman
       aç, işsiz ve sakat
                      - harp madalyasıyla fakat -
                                   köprü altında yatılmalıdır…”

Yine sustu muhterem peder.
Şeytan emretti yine :
“- Naklet onun macerasını,
       o ne idi, ne oldu, anlat…”

Ve anlattı rahip :
“- Onu hepiniz hatırlarsınız,
       toprağın içindeki bir patates tohumu gibi
                                         fakir,
                                                   çalışkan
                                                               ve neşesiz geçti çocukluğu.
       Sonra uyandı birdenbire
                                           on yedi yaşına doğru.
       Yine fakirdi, çalışkandı.
       Fakat aylarca gidip
                                     bulutsuz bir denizde
                                                      altında sönük yelkenlerin
       sanki çok sıcak bir sabah ufukta apansızın
                               yeni bir dünya keşfeder gibi buldu neşeyi…
       Mahallede sesi en güzel olan insandı
                                                  ve en güzel mandolin çalan.
       Hatırlıyorsunuz değil mi
              size doğru gelen dostluğunu kocaman, kırmızı elinin
              ve mavi kurdelesini
                                            mandolininin?..
       İçinizde kimin kalbini kırdı,
                                               kime yalan söyledi,
                                                       sarhoş olduğu vaki midir,
                                                       ve kiminle dövüştü?
       Çocuklara saygısını
                               ve ihtiyarlara şefkatini inkâr edebilir miyiz?
       Belki biraz kalın kafalı
                               fakat kalbi bir balık yavrusu gibi temiz
       onu geçen sene harbe gönderdik.
       Şimdi gerilerinde cephenin
       işgal altındaki bir köyün odasındadır.
       Baygın bir kadının ırzına geçmekle meşgul
                                       bir tahta masanın üzerinde.
       Beli çıplak
                   pantolunu dizlerinde
       başında miğfer
       ve ayaklarında kısa, kalın çizmeler.
       Yerde iki çocuk ölüsü yatıyordu
                                       direkte bağlı bir erkek.
       Dışarda yağmur yağıyor
       ve uzaktan uzağa motor sesleri.
       Kadını masadan yere iterek
                  doğrulup çekti pantolonunu…
       Halbuki hepiniz hatırlarsınız onu,
       hatırlıyorsunuz değil mi
               size doğru gelen dostluğunu kocaman, kırmızı elinin
               ve mavi kurdelesini
                                              mandolininin?”

Yine birdenbire sustu muhterem peder.
(Susabilmek bir hünerdir
                             insanın ağzından çıkan sözler
                                                                     kendine ait olmazsa.)
Fakat tahta Meryem’in arkasından
yine emretti Şeytan :
                     “- Rahip, devam et,” – dedi.
Ve devam etti rahip :
“- Harbediyoruz.
       Çalıştırılan insan yığınları
                                      birbirine devrederek zinciri,
       karanlık ve ağır,
                        beton künklerin içinde akmalıdır.
       Ve sen kocakarı
                        - ön safta, solda, diz çöküp
                                      yüzü eski bir kâat gibi buruşuk olan -
                             seni temin ederim ki
                                      kilise kapısında oynayan torunun
                                      - beş yaşında,
                                           başı altın bir top gibi yuvarlak -
                                      dedesi,
                                                 senin kocan,
                                      babası,
                                                 senin oğlun
                                      ve komşuların gibi
                                                 kömür ocaklarında çalışacak.
       Hiçbir şeyi
                         ümit etmemeyi
                                                  öğrensin.
       Bu maksatla
                    uçuyor bombardıman birliklerimiz
                               tasavvur edilmeyecek kadar çok ölüm taşıyıp
                                                                         iki gergin kanatla.
       Ve motorlarına benzinle beraber
                                              belki bir parça keder dolarak
                    (öldürenlerde tevehhüm edilen keder gibi bir şey),
       uçuyor av kuvvetleri himayesinde olarak
                       bombardıman birliklerimiz
                                      birbiri ardından giden dalgalar halinde…
       Harbediyoruz :
                     öldürdüklerimizin sayısı
                                        - bizden ve onlardan
                                             aralarında meme çocukları da var -
                                    şimdilik
                                             beş altı milyon kadar.
       Harbediyoruz :
                     kundak bezinin çeşidiyle belli olmalı herkesin yeri.
       Harbediyoruz :
                     parlasın edebiyen diye sabah güneşlerinde
                                                                      hapisane demirleri…”

Hakikat çok taraflıdır.
Fakir bir Şimal kilisesinde
                            - Şeytan’ın iğvasıyla da olsa -
                                       fakir bir papaz
                                                  onu o kadar uzun anlatamaz.
İnzibat kuvvetleri aldı haberi
                                     – kadife ceketli orman bekçisinden -
                                     gelip indirdiler kürsüden muhterem pederi.
Ve asfalt yolun üzerinde
                           arasında silâhlı iki adamın
                                                             giderken muhterem peder
Şeytan baktı arkasından :
                                     çekik kaşlarında ümit
                                                                   ve sivri sakalında keder.
  
                                                                                                      12.9.1941
  
Not :
Alamanya yıkıldı.
Temerküz kampından kurtarıldı muhterem peder.
Ve yine Şeytan’ın iğvasına uymasaydı eğer
önemli Alaman demokratlarından biri olurdu bugün
                                   Anglo-sakson işgal bölgelerinden birinde.
Halbuki yine uydu Şeytan’a.
Ve yine bir pazar günü ve aynı kilisede yine
batılı müttefikleri meth ü sena edeyim derken
41 yılında söylediklerinden bazı fasılları tekrarladı aynen
                                                bilhassa mal nizamına ait olanları.
Ve Katolik bir Amerikan subayının emriyle
                                   (tevkif edilmediyse de bu sefer)
                                             kovuldu kiliseden muhterem peder.
Yine arkasından baktı Şeytan :
                                    çekik kaşlarında biraz daha çok ümit
                                    sivri sakalında biraz daha az keder…

 

Ev sahiplerine çok önemli haber

24 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler

Konutlar için getirilen ‘enerji kimlik belgesi’ alma mecburiyeti 1 Temmuz’dan itibaren uygulamaya konulacak.

Binanın enerji ihtiyacı, yalıtım özellikleri ve ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeren belgeyi almayan konutlara ruhsat verilmeyecek. Bu belgeye sahip olmayan konutların kiralama ve satış işlemi de yapılamayacak.

Zaman gazetesinden Ali Rıza Karasu’nun haberine göre, 2017′ye kadar belgeyi almayan sanayi kuruluşlarına yüklü miktarda para cezası verilecek. Söz konusu belgenin en olumlu tarafı ise konutta oturanı yüklü fatura ödemekten kurtarması.

ESKİ BİNALARA 10 YILLIK GEÇİŞ SÜRECİ

Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 2 Mayıs 2007′de çıkardığı 2627 sayılı Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği yürürlüğe girdi. Buna göre yeni yapılacak binalar yönetmeliğe uygun projelendirilecek, ısı yalıtımı denetlenecek ve sınırlı yıllık enerji tüketimi miktarına göre enerji kimlik belgesine sahip olacak. Eski binalar içinse 10 yıllık geçiş süreci bulunuyor. Bu sürecin üç yılı geride kalmasına rağmen yönetmelikler, geçen ayın sonunda çıktı.

Uygulama, 1 Temmuz’dan itibaren mecburi olacak. Bu tarihten sonra 50 metrekarenin üzerindeki daire veya gecekonduyu satmak isteyenlerin, önce enerji kimlik belgesini alması gerekiyor. Belge, kiralama işlemlerinde de zorunlu olacak. 10 yıllık geçiş sürecinin sonunda belgeyi almayan sanayi kuruluşlarını yüklü miktarda para cezası bekliyor. Düzenleme, 20 bin metrekarenin üzerindeki binalarda ‘bina enerji yöneticisi’ atanmasını da zorunlu kılıyor.

ENERJİ TAPUSU

‘Enerji tapusu’ diye de nitelendirilebilen bu belge, evin aydınlatma da dâhil senelik ne kadar enerji harcadığını gösteriyor. Ev sahipleri, duvarlarını yalıttıktan, çift cam taktırdıktan ve diğer gerekli düzenlemeleri yaptırdıktan sonra, ilgili kanuni otoriteye gidip enerji kimliğini yükseltmeyi isteyebilecek. Enerji kimlik belgesini ise Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nin yetkilendirdiği ‘enerji verimliliği danışmanlık şirketleri’ verecek. Şimdiye kadar Türkiye genelinde bu amaçla yetki alan 15 şirket faaliyete geçti. Bunlardan biri de EVD Enerji Yönetimi ve Danışmanlık Hizmetleri. Şirketin genel müdürü Ergin Kaya, enerji tapusu vermek için belirlenmiş bir tarife olmadığını, fiyatın piyasa şartlarında belirleneceğini belirtiyor. Kaya, “Avrupa Birliği ülkelerinin uyguladığı tarife var. Metrekaresi 1 Euro’dan fiyat veriliyor. Türkiye’de de metrekaresi 1 Euro veya 1 lira olacağı tahmin ediliyor.” dedi.

DÜZENLEME GECEKONDULARI DA KAPSIYOR

Elektrik Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Nuri Sedat Gülşen, kanunun 2007 yılında çıkmasına rağmen yönetmeliklerin yeni yayımlandığını söyledi. 10 yıllık geçiş sürecinin üç yılının geride kaldığını ifade eden Gülşen, düzenlemenin gecekonduları da kapsadığını vurguladı: “Yasa çıktı ama yönetmelikleri geç kaldı. Su akarken yolunu bulur mantığı var. Eksiklikleri var. İşler el yordamıyla yürüyor. Belge için belirlenmiş bir tarife yok. Yazılım programı hazırlanıyor. Bazı şeyler belli değil. Tasarlanmış bir yapı yok. İlk depremde yıkılacak bina için enerji kimlik belgesi istenmesi mantıklı değil. Önce binayı sağlamlaştırmak gerekiyor.” Elektrik mühendisi Mehmet Hepzarif ise kanunla yönetmeliklerin arasında çok fark bulunduğuna dikkat çekti.

A’DAN G’YE KADAR SINIFLANDIRILIYOR

Enerji kimlik belgesinin, binanın enerji ihtiyacı ve harcama sınıflandırması, yalıtım özellikleri ve ısıtma soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içerdiğini vurgulayan Hepzarif, “Konutların yıllık enerji ihtiyacı hesaplanıyor. Bunun için ısıtılması, soğutulması, sıhhi sıcak su üretimi ve aydınlatma için kullanılan enerji miktarı dikkate alınıyor. Belge kapsamında konutlar, A’dan G’ye kadar sınıflandırılıyor. A sınıfı tasarruflu ve SEG (Sera Gazları Emisyonu Göstergesi) emisyonu düşük, G sınıfı ise enerji israf eden ve SEG emisyonu yüksek olanları kapsıyor.” bilgisini verdi.

Elektrik mühendisi Fikret Şahin de enerji kimlik belgesinin uygulanmaması veya şikâyet konusu olması halinde bina sahipleri hakkında suç duyurusunda bulunulacağını ifade etti. Şahin, tasarruf amacı taşıyan düzenlemenin, cezai yaptırımdan ziyade teşvik ederek uygulanması gerektiğini, AB ülkelerinde çeşitli teşvikler verildiğini kaydetti.

İster asarsın ister kesersin

24 Nisan 2010 Yazan admin  
Kategori Haberler

Başbakan Erdoğan’ın yetkiyi devrettiği 4. sınıf öğrencisine söylediği sözler çok ilginç karşılandı.

Başbakan Erdoğan, 23 Nisan  nedeniyle koltuğunu 4. sınıf öğrencisi Elgin Koçubaba’ya bırakırken, “Artık yetki sende. İster asarsın, ister kesersin” şeklinde konuştu.

İşte bu sözler bugün gazetelerin birinci sayfalarına taşındı.. Gazeteler Erdoğan’ın bu sözünü başlıklarında kullandılar. Tartışma konusu olabilecek bu sözler Erdoğan ile minik öğrenci arasındaki diğer renkli diyalogların önüne geçti..

Başbakan Erdoğan koltuğunu devretmeden önce Türkiye’nin dünyadaki yeri, Türkiye ekonomisi gibi çeşitli konularda açıklamalarda bulundu.

Konuşmasının ardından ise ‘Artık ben çok yoruldum. Koltuğumu Başbakan’a bırakıyorum’ dedi. Elgin Koçubaba ise heyecanlanarak Başbakan Erdoğan’a döndü ve ‘Ben konuşmama başlayayım mı’ diye sordu.

Başbakan Erdoğan ‘Yetki artık senin. İster asarsın ister kesersin. Her şey sende’ diyerek ilginç bir cevap verdi. Başbakan Elgin Koçubaba, konuşmasının ardından çeşitli bakanlara da talimatlar verdi.

Sonraki yazılar »